Dolar 32,3565
Euro 34,4292
Altın 2.435,74
BİST 9.814,19
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 22°C
Açık
İstanbul
22°C
Açık
Paz 23°C
Pts 26°C
Sal 23°C
Çar 21°C

Ölüm Acısı Nasıl Unutulur? Sevdiğiniz İnsanları Ve Hayvanları Kaybettiğinizde Bu Acıdan Nasıl Kurtulursunuz?

Ölüm Acısı Nasıl Unutulur? Sevdiğiniz İnsanları Ve Hayvanları Kaybettiğinizde Bu Acıdan Nasıl Kurtulursunuz?
01/12/2022 17:13

Ölüm Acısı Nasıl Unutulur? Sevdiklerimi Kaybetmenin Acısını Nasıl Unuturum? Kedim Veya Köpeğim Öldü Çok Üzülüyorum Diyenler İçin, Öncelikle Ölümün Hak Olduğunu Hatırlatalım…


Ölüm acısı, kayıpların en somut ve en acı olanıdır. Ölüme karşı verdiğimiz tepkilerimizde farkında olmaksızın, geçmişimizde ki yarım kalmış, dayatılmış veya aceleye gelmiş ayrılıklarımızın bilinçaltımızda bulunan kalıntılarını da bir arada yaşarız. Yas tutma, sadece ölüme karşı verilen bir cevap değildir. Yas tutma herhangi bir kayıp veya değişikliğe verdiğimiz psikolojik yanıt ve iç dünyamız ile gerçeklik arasında uyum sağlayabilmemiz için yaptığımız uzlaşmalardır.”   


Yaşamın doğal döngüsü gereği kayıplar mutlaka gerçekleşir ve bu gerçek her birey için kaçınılmazdır. Sevilen birinin, bir hayvanın, bir ilişki, arkadaş, meslek, şehir ya da kaybedilen sağlığın ardından yaşanan yas, “doğal ve gerekli” bir süreçtir.

Yas, kayıp yaşayan bireyin yaşamının, her alanını ilgilendiren çok boyutlu zor bir süreçtir. Kişinin hayatına normal ve sağlıklı devam edebilmesi için yasını tutması, yas sürecini tamamlaması gerekmektedir. Kişi yas tutma sürecinde duygusal olarak bu kaybını (boşanma, iflas, ev vb. kayıplarda olabilir) ya da ölümü (ölümle gelen kayıplar) protesto eder; normal işlevlerinde (kendine bakım, çalışmak, aile ve sosyal ilişkileri yürütmek vb.) bazı aksamalar görülür ve bazı ruhsal sorunlar yaşar.

Yas sürecinde bilinmesi gereken noktalardan biri sağlıklı bir yas sürecinin kaybı unutmak anlamına gelmediğidir. Yas tutmak kaybedilen kişiyi unutmak ya da artık sevmemek anlamına gelmez sadece kaybı ve bununla ilgili duyguları kabullenmek, başa çıkabilmeyi ve bu duygularla yaşamı sürdürmeyi öğrenmek anlamına gelir.

Acının görmezden gelinmesi, hissedilen kederin yaşanmaması, kişinin çevresinden gelen “kayıpla ilgili güçlü kalınması, hissedilen yoğun duyguların dışavurulmaması” yönündeki telkinler yas sürecini olumsuz etkileyen hatalı yaklaşımlardır. Bu doğal tepkiye müdahale edilmemesi gerekir.

Yas tepkileri, depresyon semptomlarına çok benzediğinden kayıp yaşayan kişinin yas dönemi, çevresi tarafından kaygı verici algılanabilir, sorun olarak görülebilir. İnsanların vedalaşmaya, gidenin ardından yas tutmaya ihtiyaçları vardır. Beklenmedik, ani gelen bir kayıp da olsa, vedalaşmak o hikayenin sonunu getirmektir. Sonlanmayan hikayeler, yazılmaya devam ederler. Sonlanmış bir hikayeyi okumak, her ne kadar öyküsü acıtıcı olsa da bir bütünlük ve tamamlanmışlık hissi verir, yeni başlangıçlara, kazanımlara, yeniden hayata katılmaya kapı açar. Oysa sonu gelmek bilmeyen hikayeler yeni öykülere yer bırakmazlar.


ölüm acısı mezarlık

Çözümlenmemiş, yası tutulmamış kayıplarımızın çocukluk, ergenlik ve yetişkinlik dönemlerimizde ki yaşamımızı ne derece olumsuz yönde etkilediğini, seçimlerimizi, hayatımızı nasıl acımasızca yönlendirdiğini artık çok net biliyoruz.

Ölüm Acısı yas sürecinde aşağıda verilen belirtiler görülebilir:

  • Bedensel tepkiler: Baş ağrısı, göğüs ağrısı ve göğüste sıkışma hissi, boğazda düğümlenme, yutkunma güçlüğü, açlık hissi, bulantı, kusma, kabızlık veya ishal, nefes darlığı, çarpıntı, adet düzensizlikleri, gerginlik ve kasılmalar, uyku düzensizlikleri, iştah değişiklikleri, halsizlik ve yorgunluk.

  • Duygusal tepkiler: Ölümü inkar etme, üzüntü, ağlama, özlem, öfke, sıkıntı, güvensizlik, tedirginlik, aklını yitireceği-delireceği korkusu, hayata karşı ilgi ve istek kaybı, hiçbir şeyden zevk alamama, hiçbir duygu hissedememe, geleceğe dair umutsuzluk ve karamsarlık, yalnızlık, çaresizlik.

  • Ruhsal tepkiler: Ölen kişinin hala yaşadığını, var olduğunu hissetme, sesini duyma, hayalini görme, hayat ve ölüm kavramlarını sorgulama.

  • Bilişsel tepkiler: Ölen kişiyi ve ölümü düşünme-düşünmeye engel olamama, kendini suçlama, kendine kızma, pişmanlık, ölüm anını tekrar tekrar hatırlama, hatta çok canlı bir biçimde yaşama, kararsızlık, dikkatini toparlamakta zorlanma, bellek sorunları.

  • Davranışsal tepkiler: Amaçsız bir aşırı hareketlilik, kendini tamamen başkalarına yardıma adayarak kaybın acısından kaçınma, insanlardan uzaklaşma ve görüşmek istememe, ölen kişinin eşyalarına, bulunduğu yerlere aşırı yönelme veya bunlardan uzak durmaya çalışma, mezara sık gitme veya gidememe, alkol ve/veya ilaç kullanma, cinsellikle ilgili değişiklikler.


Yas Evreleri

Ölüm bir sona eriş olması ve geri dönülmezliği nedeniyle bireyin yaşadığı en acı veren bir somut kayıptır. Sevilen kişiden ayrılmak, işten ayrılmak, organ kayıpları, boşanma, göç, mali krizler gibi zorlayıcı bazı yaşam olaylarında da aynı şekilde yas tutulur.

Yas tutma çeşidi, insandan insana farklılık gösterir. Bu farklılık genellikle kişilik yapısına bağlı olmakla birlikte; önceki yaşam deneyimleri, kaybedilen kişinin yas tutan kişi için anlamı, kaybın şekli, beklenip beklenmediği, kaybı yaşayan kişinin kayıptan önceki psikolojik durumu gibi unsurlar yas tutma sürecinin ne şekilde geçeceğini belirler.


  • 1. Evre: Bu evrede insan ölümün gerçekliğini kavramakta zorlanır. Yaşadıkları karşısında şaşkın, donuk, tepkisiz olabilir, boşluk ve gerçekdışılık duyguları yaşayabilir.

  • 2. Evre: İnsan, kaybın acısını giderek daha çok hisseder, yoğun üzüntü ve özlem duyguları yaşar, ölen kişiyi arar, ağlamalar olur. Öfke, huzursuzluk, korku ve heyecan, konsantrasyon güçlüğü, ilgi duyulan ve keyif alınan şeylere yönelik isteksizlik görülebilir.

  • 3. Evre: Kaybın geri dönmeyeceği gerçeğinin giderek fark edilmesiyle ümitsizlik ve çaresizlik duyguları oluşur, buna bağlı olarak yorgunluk-bitkinlik, isteksizlik ve ilgi kaybı ön plandadır. Kişi, 1. ve 2. evreyi olması gerektiği gibi atlatırsa ve 2. evreden belli bir süre sonra depresyona girmeden çıkarsa, kendiliğinden yaşama uyum sağlayacaktır.

  • 4. Evre: Aylar içinde ölümün kesinliğinin ve sonuçlarının kabullenilmesiyle kişinin özlem ve üzüntü duygularının yoğunluğu giderek azalır. Ölen kişinin anıları yitirilmemekle birlikte, kişi kayıptan önceki haline döner, yaşamını yeniden düzenler.

Bazen sevilen insanın ve hayvanın ölümü ani, beklenmedik bir biçimde, özellikle bombalama, savaş, şiddet gibi olayların sonucunda gerçekleştiğinde ve/veya kişi bunlara tanık olduğunda yas süreci karmaşık bir hal alabilir, yas belirtileri daha şiddetli olabilir ve daha uzun sürebilir.


Patolojik yasta meydana gelen şok, inkar, kızgınlık , kaçınma tepkisizlik, bir geleceğinin olmadığı hissi, güvenliğinin parçalandığı hissi semptomlarının, Travma Sonrası Stres Bozukluğu semptomları ile benzerliği görülmüş ve patolojik yas için “travmatik yas” teriminin kullanılması önerilmiş.


Patolojik Yas/Travmatik Yas Nedir?

Normal yas sürecinin uzadığı ve kişide 6-12 aylık zaman içinde herhangi bir düzelme, hayata yön verme istediği görülmediği durumlarda patolojik yas ile karşı karşıya kalınır.

Patalojik yas, kayıpla yüzleşmenin gecikmesi, inkar edilmesi, hissedilen yoğun üzüntülü duyguların bastırılması sonucu ortaya çıkmaktadır. 


Patolojik Yasta; yas tepkisinde gecikme, ölenin şikayetlerini taklit etme, psikosomatik belirtiler, düşmanca tutum ya da öfke ve düşmanca duygularla donmuş gibi davranma, sosyal ilişkilerde bozulmalar, kendine zarar verici davranışlar, intihar riski, ağır depresyon meydana gelebilir.


ölüm acısı nasıl unutulur

Yas Ne Zaman Sorun Haline Gelir?

Yas tepkilerini erteleyen insanlar bir süre sonra ağır olabilecek fiziksel ve ruhsal rahatsızlık belirtileri gösterirler ki bunlar da yasın yaşanmasını daha da zorlaştırır.

1. Kaybı ilk zamanlarda olduğu gibi uzunca bir süre inkâr etmek veya bastırmak,
2. Kayıp hakkında konuşurken çok ağır ve yoğun duygusal tepkiler vermek,
3. Kaybı hatırlatan herkesten ve her şeyden kaçmak,
4. Kayıp sonrası hayatı değiştirecek çok büyük değişiklikler yapmak
5. Üzerinden uzunca bir süre geçmesine rağmen ölen kişi hakkında konuşulurken yaşıyormuş gibi şimdiki zaman dilini kullanarak bahsetmek,
6. Kaybedilen kişinin eşyalarını uzun süre saklamakta direnmek,
7. Günlük söyleşilerde kayıp konusunu çokça gündeme getirmek veya olmamış gibi hiç bahsetmemek
8. Kayıptan sonra uzun süreli bir depresyon yaşamak ve normal hayat işlevlerini yerine getirmekte zorlanmak,
9. Uzun bir süre hastalık ya da ölümle ilgili çok yoğun korkular yaşamaya başlamak,
10. Madde ya da alkol kullanımı ve şiddete başvurma gibi davranışlarda bulunmak,
11. Kaybın yıldönümünde çok ağır yas tepkileri vermek,
12. Mezara gitmemek ve dini ritüellerden kaçınmak.


Hatırlamak bir buluşma biçimidir.”  Kahlil Gibran (1883-1931)”


Yas tutma sürecini sağlıklı tamamlamak için yapılabilecekler:

  • Kayıp yaşayan kişinin tanıdığı ve kendisini dinleyen insanlarla vakit geçirmesi,
  • Kişinin duygularını dışa vurması, etrafındaki insanlarla yaşadığı kayıpla ilgili konuşması bu duygularını saklamaya çalışmaması,
  • Yas tutan kişinin sağlığına dikkat edilmesi, beslenmesine ve uyku düzenine önem verilmesi, yasla başa çıkabilmek adına alkol veya herhangi bir uyuşturucu madde kullanımından kaçınılması,
  • Hayatın devam ettiği ve yaşanılması gerektiğiyle ilgili kabulleniş zor ve zaman alsa da geçmişe değil geleceğe bağlı kalınması,
  • Kayıpla yüzleşmekten kaçınmak adına yas tutan kişinin hayatında büyük bir değişiklik yapmaması gerekmektedir. Örneğin, iş değiştirmek, taşınmak, tekrar evlenmek, hemen yeni bir çocuk dünyaya getirmek gibi. Kişi kendisine zaman tanımalı ve öncelikle kaybı kabullenip hayatına devam etmelidir.
  • Yas tutma süreciyle başa çıkmanın zor olduğu hissedildiğinde profesyonel yardım almaktan kaçınılmaması. Bu durum zayıflık değil hayata devam etme isteği ve gücünün varlığı olarak yorumlanmalıdır.

Ölüm dışındaki bazı önemli kayıplar da duygusal anlamı nedeniyle yas reaksiyonu gelişmesine neden olur.

Eş veya sevgiliden ayrılma, iş kaybı, servet kaybı(iflas), göç ve muhit değiştirme durumlarında kaybedilenlerin kabulü için bir yas süreci gerekir. Bu durumlarda yine yas patolojik hale gelmişse uzman yardımı ve tedavi gerekir.

Eş ya da sevgiliden ayrılmak aynı bir yakının kaybı gibidir. Bu defa kayıp ölüm yoluyla değil ayrılıkla yaşanmıştır. Yine bir yas reaksiyonu görülür. Öncelikle olaylara inanamaz, şok ve şaşkınlık, ardından öfke ve pazarlık evresi gelir. Öfke döneminde onun sevmediği yanlarını büyütür. Sonra gelen pazarlık aşamasında “Keşke şöyle yapsaydım yada yapmasaydım?” gibi hesaplaşmalar yapılır. Kaybın fark edilmesi ile çökkün, depresif duygulanım yaşanır. Sonunda, kabullenme ve yeniden hayata dönüş olur. Bazen kişi ayrılık acısına dayanmak için hemen yeni bir ilişkiye başlar. Bu yas sürecini engeller, olumsuz duygu yükünün birikimi çoğunlukla başka psikolojik sıkıntılar şeklinde açığa çıkar.


Çocuklarda Yas Tepkisi

Çocukların yas tepkisi, erişkinlerinkinden farklıdır. Bu farklılık, yas tutmanın hem şeklinde hem de yoğunluğunda görülebilir.

Çocuklar çoğunlukla, hiçbir şey olmamış gibi davranmayla, aşırı reaksiyon gösterme arasında gidip gelirler. Bu noktada çocuğun gelişim seviyesine bağlı olarak, kayıpla ilgili farklı unsurların ön plana çıkacağını ve zihninde değişik soruların uyanacağını bilmek gerekir. Yas tepkilerini tamamlamış olan erişkinler, çocukların olaya yönelik sonradan verdikleri tepkileri ve sorgulamaları anlamayabilir, hatta bastırmak için uğraşabilirler.

Ebeveynle çocuğun yas süreçleri paralellik göstermeyeceğinden, sağ kalan ebeveynin ölenin ardından yasını yaşayıp, normal hayatına dönmesi; ölen ebeveyninin kaybından kaynaklanan sorgulamalarının cevabını bulamayan ya da büyüdüğü için farklı bir sorgulama seviyesine geçmiş çocuğuyla çatışma yaşanmasına yol açabilir. Mesela, eşi ölen bir adam yeni bir ilişki kurduğunda, çocuğunun annesi ile ilgili sorular sormasını yadırgayabilir ve bu durumu mevcut ilişkisi ile ilgili sorun çıkardığı şeklinde değerlendirebilir.

Kaybı Olan Çocuklara Nasıl Yardım Edebilirsiniz?

Çocuk ve ergenlerle yapılan çalışmalar çocukların normal ve sağlıklı gelişimlerine devam edebilmeleri için kayıpları hakkında doğru bilgilendirilmelerinin gerekli olduğunu önemle vurgulamıştır. Yine bu çalışmalar, çocukların kayıp tepkilerinin çok çeşitli olabildiğini, bu tepkilerin ara ara ortaya çıkabileceğini ve çok da uzun sürebileceğini de belirtmiştir.

Çocuklara bir kayıp yaşadıkları zaman yardımcı olabilmek, onları anlamayı ve tepkileri hakkında bilgi sahibi olmayı gerektirir. Bu bağlamda, çocuğun gelişim düzeyini göz önünde bulundurmak ve bu düzeye bağlı olarak verdiği tepkileri bilmek önemlidir. Örneğin; beş yaşından küçük çocuklar ölümün bir son olduğunu anlamazlar ve daha çok somut düşünme eğilimindedirler.


Sizler için, sevdiklerinin ölüm acısını unutmayın yollarını derledik. Yalnız Allah’tan geldik. Yalnız Allah’a gideriz. selametle…







Makalemizi paylaşmayı ve duygularınızı emoji simgeleriyle ifade etmeyi unutmayın 🤗

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.